
Meme apsesi, meme dokusu içinde gelişen ve içi iltihap (püy) ile dolu kapsüllü bir enfeksiyon odağıdır. Genellikle tedavi edilmemiş veya ilerlemiş mastit (meme dokusu iltihabı) sonrası oluşur. En sık etken bakteriler Staphylococcus aureus başta olmak üzere deri florasından kaynaklanan mikroorganizmalardır.
Apsede iltihap, bağ dokusu ile çevrelenerek sınırlı bir boşluk oluşturur; bu nedenle sadece antibiyotikle iyileşmeyebilir ve drenaj gerektirebilir.
En sık neden, emzirme döneminde süt kanallarının tıkanması sonucu oluşan süt stazıdır. Süt birikimi bakteriler için uygun bir ortam oluşturur.
Meme başındaki çatlaklar mikroorganizmaların giriş kapısıdır. Emzirme dışında görülen apselerde ise sigara kullanımı, diyabet, bağışıklık sistemi zayıflığı, meme başı piercingleri ve nadiren kronik inflamatuar meme hastalıkları rol oynar. Laktasyon dışı apseler genellikle meme başı çevresindeki süt kanallarının kronik iltihabı ile ilişkilidir.
Tipik olarak memede şiddetli ağrı, kızarıklık, ısı artışı ve şişlik görülür. Hasta genellikle zonklayıcı ağrıdan şikâyet eder. İlerleyen durumlarda memede yumuşak veya fluktuasyon veren (içi sıvı dolu hissi) bir kitle palpe edilir. Ateş, halsizlik ve grip benzeri sistemik belirtiler eşlik edebilir. Ciltte parlaklık ve incelme oluşabilir; bazı durumlarda apse cilde açılarak akıntı yapar.
Memede apse belirtileri şunlardır;
Vakaların büyük çoğunluğu doğumdan sonraki ilk 3 ay içinde emziren annelerde görülür. Bununla birlikte sigara içen kadınlarda, obez bireylerde, diyabet hastalarında ve bağışıklık baskılanması olan kişilerde laktasyon dışı apseler daha sık izlenir. Önceden mastit geçirmiş olmak da önemli bir risk faktörüdür.
Mastit meme dokusunun yaygın iltihabıdır; apse ise iltihabın lokalize olarak kapsül içinde toplanmış halidir. Mastitte genellikle sertlik ve hassasiyet vardır ancak sıvı dolu boşluk yoktur. Apse geliştiğinde antibiyotik tedavisine rağmen ağrı ve şişlik devam eder. Ultrasonla sıvı koleksiyonu saptanması apsenin en önemli ayırt edici özelliğidir.
Antibiyotik başlanmasına rağmen 48–72 saat içinde klinik düzelme olmazsa apse düşünülmelidir. Görüntülemede 3–5 cm’den büyük sıvı koleksiyonu varsa veya hastada şiddetli ağrı, ciltte incelme ve fluktuasyon mevcutsa drenaj gerekir. Yaygın selülit bulguları ve sistemik enfeksiyon belirtileri de girişim gerekliliğini artırır.
Meme apsesi tanısı çoğu zaman klinik muayene ile konur. Ultrason, apsenin varlığını, boyutunu ve yerleşimini göstermede en güvenilir yöntemdir. Aynı zamanda drenaj işlemi ultrason eşliğinde yapılabilir. Nadiren aspirasyonla alınan örnek kültüre gönderilerek etken mikroorganizma belirlenir ve antibiyotik tedavisi buna göre düzenlenir.
Meme apsesi tedavisi, enfeksiyonun kontrol altına alınması ve biriken püyün etkili biçimde boşaltılması olmak üzere iki ana bileşenden oluşur. İlk adımda sistemik enfeksiyonun yayılmasını önlemek amacıyla uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Seçim yapılırken en sık etken olan Staphylococcus aureus hedeflenir; toplum kökenli dirençli suşların yaygın olduğu bölgelerde MRSA’ya etkili ajanlar tercih edilir. Kültür alınabilmişse tedavi sonuçlara göre daraltılır. Antibiyotikler tek başına apseyi iyileştirmekte genellikle yetersizdir, çünkü apse boşluğu içindeki kapsüllü yapı ilacın dokuya penetrasyonunu sınırlar.
İkinci ve belirleyici basamak drenajdır. Güncel yaklaşımda, 3–5 cm’ye kadar olan tek odacıklı apselerde ultrason rehberliğinde iğne aspirasyonu ilk tercihtir. Bu yöntem minimal invazivdir, kozmetik sonuçları iyidir ve çoğu zaman tekrarlayan aspirasyon seanslarıyla cerrahiye gerek kalmadan iyileşme sağlanır. Daha büyük, kalın duvarlı, çok odacıklı (multiloküle) veya aspirasyonla tam boşaltılamayan apselerde ise kateter drenajı uygulanabilir; ince bir dren yerleştirilerek birkaç gün sürekli boşaltım sağlanır. Ciltte incelme, nekroz riski veya spontan açılma eğilimi olan durumlarda küçük bir kesi ile cerrahi drenaj gerekebilir.
Tedavinin önemli fakat sıklıkla ihmal edilen kısmı memenin düzenli boşaltılmasıdır. Laktasyon dönemindeki hastalarda emzirmeye devam edilmesi veya etkilenmiş memenin pompa ile sağılması önerilir; bu yaklaşım süt stazını azaltır, yeni enfeksiyon odağı oluşumunu önler ve iyileşmeyi hızlandırır.
Ağrı kontrolü için antiinflamatuar ilaçlar, yeterli sıvı alımı ve istirahat destekleyicidir. Klinik yanıt genellikle drenaj sonrası hızlıdır; ateş ve ağrı 24–48 saat içinde belirgin azalır. Yanıt alınamayan olgularda altta yatan kronik inflamatuar hastalıklar, diyabet veya nadiren inflamatuar meme kanseri gibi durumlar açısından ileri değerlendirme gerekir.
Meme apsesi boşaltma işlemi, meme dokusu içinde biriken iltihabın kontrollü şekilde dışarı alınmasını sağlayarak hem ağrıyı hızla azaltan hem de enfeksiyonun yayılmasını önleyen temel tedavi yöntemidir.
Günümüzde çoğu olguda ultrason eşliğinde iğne aspirasyonu ile kesi yapılmadan drenaj sağlanabilir; daha büyük, çok odacıklı ya da tekrarlayan apselerde ise küçük bir cerrahi kesi ile dren yerleştirilmesi gerekebilir. İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılır, ardından uygun antibiyotik tedavisi ve memenin düzenli boşaltılması iyileşmeyi destekler.
Erken ve doğru drenaj, doku hasarını azaltır ve emziren annelerde süt üretiminin korunmasına yardımcı olur.
Her apse ameliyat gerektirmez. 2–3 cm’den küçük koleksiyonlar tekrarlayan aspirasyonla tedavi edilebilir. Ancak kalın duvarlı, multiloküle, cilde yakın ve spontan drenaj riski olan apselerde cerrahi kesi-drenaj gerekebilir. Cerrahi girişim genellikle lokal anestezi altında yapılır.
Genellikle 5 cm’den büyük, aspirasyonla tam boşaltılamayan, cilt nekrozu gelişme riski olan veya sistemik enfeksiyon bulguları gösteren apselerde cerrahi tercih edilir. Ayrıca nüks eden apselerde kapsül dokusu çıkarılabilir.
Çoğu durumda emzirmeye devam edilmesi önerilir. Meme boşaltımı iyileşmeyi hızlandırır. Eğer bebek doğrudan ememiyorsa süt sağılmalıdır. Antibiyotiklerin çoğu emzirme ile uyumludur. Ancak apse drenaj yerinden süt gelmesi geçici olabilir ve anne bilgilendirilmelidir.
Evet. Etkilenen memenin düzenli boşaltılması süt stazını önler ve iyileşmeye katkı sağlar. Sağım işlemi ağrılı olabilir ancak enfeksiyonun gerilemesi için önemlidir.
Altta yatan neden ortadan kaldırılmazsa tekrar edebilir. Doğru emzirme tekniği, meme başı çatlaklarının önlenmesi, memenin tam boşaltılması, sigaranın bırakılması ve diyabet kontrolü koruyucu önlemlerdir. Sık mastit geçiren annelerde laktasyon danışmanlığı faydalıdır.
Meme apsesi doğrudan bir kanser türü değildir; enfeksiyona bağlı gelişen iltihaplı bir durumdur. Ancak nadir de olsa bazı meme kanserleri, özellikle inflamatuar meme kanseri, kızarıklık, şişlik ve ağrı gibi enfeksiyonu taklit eden belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu nedenle antibiyotik ve drenaja rağmen düzelmeyen, sertliği kalıcı olan ya da atipik seyreden kitlelerde ultrason, ileri görüntüleme ve gerekirse biyopsi yapılması önemlidir.