
Meme kanseri, memeyi oluşturan süt bezleri ve meme başına uzanan süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bir tümöral oluşumdur. Bu kontrolsüz çoğalma sadece süt kanalları içinde sınırlı kalırsa, kanal içi kanser yani “duktal karsinoma in-sutu” (DCIS) adını alır. Kontrolsüz çoğalan tümör hücreleri, meme süt kanalının yani duktusların duvarını aşarsa, “invaziv meme kanseri” nden bahsederiz.
İnvaziv meme kanserleri de hücresel yapılarına ve biyolojik davranış özelliklerine göre birçok alt tipe ayrılırlar. Tüm kanserler gibi meme kanseri de vücutta başka yerlere, başka organlara yayılabilme özelliğine sahiptir; bu özelliğe metastaz diyoruz. Başka yerlere yayılabilme özelliği invaziv yani kanal duvarını aşan kanserler için geçerlidir. Kanal içi kanserler yayılım yapamazlar.
Meme kanseri ulaştığı yerde ana tümöre benzeyen ve kontrolsüz büyüyen kitleler oluşturabilirler. Bu yazıda meme kanseri nedir?, meme kanseri belirtileri nelerdir, tanısı nasıl yapılmaktadır ve meme kanseri tedavi yöntemleri konularından bahsedeceğim.
Tüm kansere bağlı ölümlerde meme kanseri 2. sırada yer alır. 2021 yılına kadar tüm dünyada en sık görülen kanser akciğer kanseri iken; 2021 yılında tüm dünyada en sık görülen kanser meme kanseri olmuştur. Meme kanseri kadınlar arasında en sık görülen kanserdir. Bunu ikinci sıklıkla kadınlarda tiroid kanserleri izler. Meme kanserinin, yıllar içinde görülme sıklığındaki artışa rağmen, günümüzde hızla gelişen tedavi seçenekleri ve meme kanserinde gelişen araçlarla, erken tanı sayesinde “ölüm oranında” giderek görülen azalma dikkat çekicidir. Meme kanseri günümüzde, yakalandığı evreye göre tedavi başarısı hızla artan, tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünyada her yıl 1 milyon yeni meme kanseri olgusu görülmektedir. Tüm kadın meme kanserlerinin %18’ ini oluşturur, yaşamı boyunca her sekiz kadından birinde meme kanseri ortaya çıkar ve görülme sıklığı yaşla artış gösterir.
Geliştirilen yeni tedavi yöntemleriyle, hastalığın ileri aşamalarında da yaşam süresi uzamakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Meme kanserinin biyolojik davranışındaki, moleküler ve genetik seviyedeki araştırmalar ve ilerlemeler, hedefli tedavi seçeneklerini artırmış, akıllı ilaçları çoğaltmıştır. Bu da tedavi başarısını artırırken, meme kanserine bağlı ölümleri azaltmaktadır.
Yaşamı boyunca her 8 kadından birinde meme kanseri görülür.
Yaşam boyu risk, menopoz (adet döngüsünün sona ermesi) öncesi (premenopozal) dönemde %25-30’ dir.
Menopoz sonrası (postmenopozal) dönemde ise bu risk daha yüksektir ve %70-75’ dir.
Tüm meme kanserlerinin %99’ u kadınlarda görülür. Kadın cinsiyete sahip olmak ana risk faktörüdür.
Meme kanserlerinin %1’ i de erkeklerde görülür. Nadir olmasına rağmen erkeklerde de meme kanseri görülür ve tedavisi kadınlara göre, özellikle cerrahi anlamda değişilikler gösterir.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2020 yılı için ülkemizde kadınlarda en sık görülen 10 kanser arasında meme kanseri birinci sıradadır. Meme kanseri sıklığı 43.4/100.000 kadardır. Batı Anadolu’ da meme kanseri sıklığı 50/100.000 ve Doğu Anadolu Bölgesi’ nde 20/100.000 olarak bildirilmektedir. Bölgeler arasındaki fark, yaşam tarzı değişikliği ile açıklanmaktadır. Sıklık Doğu Anadolu Bölgesi’nde daha düşük olmasına rağmen, meme kanserinin yakalanma evresi daha geçtir.
Yine sağlık Bakanlığı verilerine göre meme kanseri tüm kadınlar arasında %28,3 le en sık görülen kanserdir.
25-49 yaş arasında kadınlarda % 40,7,
50-69 yaş arsındaki kadınlarda % 28,3 oranla en sık görülen kanser MEME KANSERİDİR.
Meme kanseri sıklığının düşük olduğu bölgelerde, kadınların meme kanseri farkındalığının ve bilgi düzeyinin düşük olması, erken teşhis ve tarama programlarına erişimlerinin yetersiz olması, ölüm oranının ve geç saptanma oranlarının yüksek olmasını açıklamaktadır.
Meme kanseri olan hastanın memesinde, aşağıdaki belirtilerden ve bulgulardan biri veya bazen birkaçı birlikte bulunabilir;
Meme kanserli kadınların %70’ine yakınında ilk bulgu kitle varlığıdır. Meme kitlelerinin üçte birini kadınlar kendileri saptayarak doktora gelirler. Günümüzde gelişmiş tarama yöntemleriyle, memede kitle ele gelmeden iki- üç yıl kadar önce meme kanserini görüntüleme ile saptamak mümkün olabilmektedir.
Memede kanser olan kitlenin özellikleri;
Tüm organ ve sistemlerin kanserlerinde olduğu gibi meme kanserinin de oluşmasında tek bir faktör yoktur.
Stres, çevresel faktörler, radyasyon, genetik özellikler, kimyasallara maruz kalma, beslenme alışkanlıkları, kilo fazlalığı, obezite, yüksek hormon maruziyeti, dışardan özellikle östrojen,progesteron içeren hormon ilaçlarının kullanımı, sigara ve alkol tüketmek gibi pek çok faktör meme kanseri gelişiminde etkilidir. Çağımızda stres de önemli nedenler arasındadır. Bu faktörlerden bazıları tek başına meme kanserine yol açabileceği gibi, bazen birkaç faktör birlikte hareket ederek meme kanserinin sebebi olabilir.
Meme kanserinin tedavisinde erken tanı çok önemlidir. Erken tanı sadece hastalığın tam ve daha kısa sürede tedavi edilmesini sağlamaz, hayat kalitesini de artırır. Erken tanı ile meme kanserinin tipine bağlı olarak görülecek tedavilerin sıklığı ve/ veya çeşidi azalabilir.
Meme kanseri tanısı;
Kendi kendine meme muayenesi için, Her kadın; Menarş (ilk adet görme) sonrası başlayarak, her ay kendi kendini muayene etmelidir. Menarş kadınların hormon etkisine girdiğinin ilk habercisidir. Hormon etkisi meme kanseri için bilinene en etkili faktörlerdendir.
30 yaşından sonra, her yıl doktor muayenesi (meme cerrahı tarafından) ve USG ile meme görüntülemesi yapılmalıdır. Gerekli durumlarda bunlara, mammografi, MRI vb ek görüntüleme yöntemleri eklenebilir.
40 yaşında her kadının izlemde temel olacak bir meme filmi (mammografisi) olmalıdır!
40 yaşından sonra; Her yıl doktor muayenesi, mammografi ve USG taraması, rutin olarak yapılmalıdır. (Gerekli durumlarda meme cerrahi ve radyolog önerisi ile daha sık) Gerekli durumlarda bunlara, tomosentez, MRI vb ek görüntüleme yöntemleri eklenebilir.
Ailede meme kanseri öyküsü olan kişilerde, ailede en erken meme kanseri çıkan kişinin, meme kanseri olduğu yaştan 10 yıl önce doktor kontrolüne başlamak gereklidir. Meme cerrahı (genel cerrahi uzmanı) riskli kadını takip etmesi gereken yönetici kişidir. İlk başta meme radyoloğu olmak üzere diğer branşlarla koordineli şekilde tanı ve tedavi aşamalarını düzenler.
Meme kanseri ne kadar erken tanınırsa, tedavi başarısı o kadar yüksektir! Hayat kalitesi de o oranda artar.

Bunlar meme kanserinin yapısal ve histopatolojik tipleridir.
Meme kanserleri ayrıca biyolojik davranışlarına göre
Meme kanserleri, tümör büyüklüğü, lenf bezine sıçrama/yayılma durumu, lenf bezinin yeri ve meme kanserinin vücutta yayılımına (metastaz) göre klasik olarak 5 evreye ayrılırlar.
Her meme kanseri evresi yukarıda saydığımız bu durumlara göre alt evrelere de ayrılabilir.
Her meme kanseri evresinin alt evreleri (grupları da) de vardır. Meme kanserlerinin yayılım/sıçrama yaptığı yerler ve özellikleri bu alt grupları belirler. Ayrıca bu meme kanseri klinik evreleri: radyolojik, patolojik ve biyolojik davranışlarına göre de sınıflanırlar.
Meme kanseri, yakalandığı evreye, hücresel özelliklerine ve biyolojik alt tipine göre tedavisi mümkün bir hastalıktır. Her bir özellik hastalığın tedavi şeklini ve tedavilerin uygulanma sırasını etkiler. Bazı meme kanseri tiplerinde, önce cerrahi yani ameliyat gerekirken, tümörün evresi ve özelliklerine göre önce ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekebilir.
Her meme kanserinin hücresel ve moleküler özelliklerine ve evresine göre yineleme, tekrar etme olasılığı olabilir. Her meme kanseri tipi için bu risk ya da tekrar etme olasılığı ayrıdır ve kişisel faktörlerle birlikte değerlendirilir. Tümörün biyolojik alt yapısı, tümörün genetik ve hücresel özellikleri, aile hikayesi, genetik yatkınlık, kalıtsal kanser tipleri, aynı memede veya karşı memede bulunan risk artırıcı diğer lezyonlar gibi durumlar meme kanserinin tedavi akışını değiştirebilir.
Meme kanseri tedavisi Ankara ve meme kanseri cerrahisi Ankara için, muayenehanemizden randevu ve tedavi hakkında bilgi almak için; 0543 115 1010 numaralı telefondan bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Meme kanseri sistemik bir hastalık olduğu için, meme kanseri tedavisi de multidisipliner bir tedavidir, yani tedaviyi farklı branşlardan doktorlar birlikte yürütürler. Meme kanseri tedavisine pek çok branştan doktor (Meme Cerrahı, Meme radyoloğu, Medikal Onkolog, Radyasyon Onkoloğu, Nükleer tıp uzmanı, Psikiyatrist, Moleküler biyoloji ve genetik uzmanı, plastik cerrah birlikte karar verir ve tedaviyi birlikte uygularlar. Temelde meme kanseri tedavisinin yöneticisi, tanı ve tedavi sıralamasına karar veren meme cerrahıdır.
Meme kanseri tedavi yöntemleri şunlardır;
gibi meme kanseri tedavi seçenekleri, tek başına veya birlikte çeşitli kombinasyonlarla meme kanseri tedavisinde uygulanır. Hangi ilaçların kullanılacağı, kemoterapinin cerrahi tedavi öncesi mi sonrası mı uygulanacağı, hormon reseptörlerini kapatıcı tedavi verilip verilmeyeceği, radyoterapi uygulanıp uygulanmayacağı, tümörün evresine, tipine, biyolojik özelliklerine ve hastanın yaşına, durumuna göre değişiklikler gösterir. Temelde meme kanseri tek bir hastalık gibi gözükse de her hasta ve özellikleri farklıdır. Ayrıntılar için mutlaka meme cerrahınıza danışınız.
Meme kanseri tedavisinde cerrahi tedavinin olmazsa olmaz parçasıdır. Memedeki tümörlü bölgenin ve yayılım bölgesinin (koltuk altı /aksilla lenf bezleri) cerrahi yöntemle mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Hedef uygulanacak ameliyat sonrası hastada geride tümör dokusu bırakmamak, yani negatif cerrahi sınır elde etmektir. Meme cerrahı bu ameliyatları yapan ve tedaviyi yönlendiren kişidir.
Meme kanseri cerrahi tedavisinde;
göre pek çok ameliyat seçeneği vardır.
Tabii ki bu ameliyat seçeneklerini;
Meme kanserinde ameliyat tipi, tümöre ait tüm özellikler, hastaya, memesine ait özellikler ve hastanın istekleri ya da beklentileri birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir cerrahi yöntemi, cerrahi kemoterapi yöntemlerinden hangisinin daha önce uygulanacağı belirlenir; yani meme kanseri tedavisi “kişiselleştirilir”.
Meme kanserinde cerrahi tedavi seçenekleri, temel olarak memenin tümünün alındığı (mastektomi) ya da meme kanseri olan bölgenin alındığı (meme koruyucu cerrahi) ameliyatlar olarak ikiye ayrılır. Bu ameliyatların olmazsa olmazı koltuk altı lenf bezlerinin de değerlendirilmesidir (bkz: “Meme Kanseri Ameliyatı” bölümümüzü inceleyebilirsiniz.
Meme Kanseri cerrahi tedavisinde memenin tümünün alındığı mastektomi ameliyatları da;
• Rekonstrüksiyonun mastektomiyle aynı seansta yapılması
• Rekonstrüksiyonun sonradan yapılması (geç rekonstrüksiyon)
• İki aşamalı rekonstrüksiyon (doku genişletici + implant)
• İmplantla (silikon protezle) meme rekonstrüksiyonu
• Otolog fleplerle (hastanın kendi vücut dokuları kullanılarak) rekonstrüksiyon gibi alt başlıklara ayrılabilir.
Tüm yöntemler teknik olarak farklıdır ve ileri düzeyde bilgi, tecrübe ve teknik beceri gerektirir.
Meme kanseri cerrahisi yapan hekimin, meme cerrahisi konusundaki tüm yöntemlerden haberdar olması, uygulayabilmesi, ayrıntıları ve komplikasyonları bilmesi, yönetmesi ve hastayı doğru yönlendirmesi son derece önemlidir.
Meme kanseri sistemik bir hastalıktır. O nedenle de tek bir yöntemle tedavisi mümkün değildir. Meme kanserinin;
göre, kanser hücresi/hücrelerini ortadan kaldırmak, baskılamak, azaltmak amacıyla kullanılan ilaç veya ilaç gruplarının meme kanseri hastasına uygulanmasına “kemoterapi” denir.
Yukarda bahsedilen kriterlerden de anlaşılacağı gibi, kişiye özel planlanır. Sayılan tüm bu özelliklere göre, ilaç kombinasyonları, kemoterapi kür sayısı, kemoterapi kür aralıkları değişkenlik gösterir. Bu tedaviyi yapan, planlayan, ilaçları seçen kişi “Medikal Onkoloji Uzmanı” dır.
Meme kanserinde kemoterapi (Meme Kanserinde İlaç Tedavisi) meme kanseri hastasının evresine, kanser tipine ve özelliklerine göre meme kanseri cerrahisi/ameliyatı öncesi (Neoadjuvant Kemoterapi) veya meme kanseri cerrahisi/ameliyatı sonrası (Adjuvant Kemoterapi) uygulanabilir ya da neoadjuvan kemoterapi ameliyat sonrası ameliyat parçasında kalan tümör özelliklerine göre tekrar kemoterapi şeklinde uygulanabilir.
Meme kanseri tedavisinde, meme cerrahı ve medikal onkoloji uzmanı işbirliği içinde olmalı ve hastayı birlikte takip etmelidirler. Bu özellikle ameliyat öncesi kemoterapi alan hastalarda çok daha önemlidir.
Meme kanseri sistemik bir hastalık olduğu için tek bir yöntemle tedavi edilebilmesi mümkün değildir. Meme kanserinde;
Özel cihazlar ve yöntemler kullanılarak temelde elektronlar ya da X-ışınlarının radyasyon olarak, hastalıklı dokuya belli doz ve sürelerde verilmesine “radyoterapi” denir.
Radyoterapiye (genel geçer bazı kesin kurallar dışında) karar veren, ne dozda, ne kadar süre, hangi bölgelere uygulanacağına karar veren ve uygulayan kişi “Radyasyon Onkolojisi Uzmanı” dır. Bu tedavide kişiye göre planlanan, dozu, yöntemi, özellikleri ve süresi değişebilen bir tedavidir. Yani kişiye özel planlama yapılır.
Meme kanseri ışın/radyoterapi tedavisinde de, meme cerrahı ve radyasyon onkolojisi uzmanı işbirliği içinde olmalı ve hastayı birlikte takip etmelidirler.
Meme kanserinin tedavi süresi hastalığın yakalandığı evreye ve tipine/türüne göre değişiklik gösterir.
Meme kanserinde, meme kanseri ameliyatı gerekiyorsa kemoterapi (hücresel özelliklere göre süresi ve kür sayısı farklılıklar gösterir) gerekiyorsa radyoterapi (ışın tedavisi) (standart olarak 45 gün ancak tümör özelliklerine bağlı daha kısa olabilir) gerekiyorsa hormonoterapi (tümör hücrelerinin yüzeyinde bulunan hormonalar duyarlı kapı (reseptör) içeren tümörlerde 10 yıla varan ağızdan ilaç tedavileri mevcuttur) süreleri kişinin hastalığına bağlı değişiklik gösterir.
Aslında kişiselleştirilmiş tedavi uygulanabiliyor olması, meme kanserinin tedavi başarısını artırmaktadır. Meme kanserinin biyolojik alt tiplerinin özellikleri de meme kanseri tedavisinin şekline ve süresine, kür sayısına karar vermede etkilidir.
Hedefe yönelik meme kanseri tedavileri (akıllı ilaç olarak bilinen ilaçlar) meme kanser hücrelerinin özelliklerine göre meme kanseri tedavi süresini etkilerler.
Meme kanseri için, yaşam tarzı, kilo, sedanter hayat risk faktörleri arasındadır. Özellikle hormon reseptörü pozitif meme kanserlerinde, egzersizin hormon kapatıcı (antihormon tedaviler veya hormonoterapiler) tedavileri destekleyici ve etkisini artıcı etkileri çalışmalarla gösterilmiştir.
Egzersiz yağ metabolizmasını düzenler. Normalin üstünde kilonun meme kanserine olumsuz etkileri gösterilmiştir. Egzersiz kilo kontrolünde etkilidir. Yine egzersiz, vücutta oluşan çeşitli metabolitlerin yakılmasını, yıkılmasını sağlar. Kişiye, beyinden salgılanan çeşitli hormonlar ve mediatörler yardımıyla mutluluk verir, bu da psikolojik destek sağlar ve stresin yönetilmesine katkıda bulunur. Meme kanseri hastalarında mutlaka egzersiz (yürüyüş, yüzme, fiziksel aktiviteler vb. ) önerilir.
Özellikle hormon reseptörü pozitif hastalarda (tümör hücresinin östrojen ve progesteron hormonuna karşı kapılar içermesi) hastanın normalden fazla kiloya sahip olması veya obez olması, yağ dokusunda hormon değişimiyle (aromatizasyon) hastada östrojen düzeyini artıracaktır. Bu da hastanın kanser tedavisini olumsuz etkileyebilir. Kilo kontrolü için ve yağ yakımı için egzersiz yapılması bu anlamda da önemlidir.
Egzersiz pekçok diğer faktörle birlikte meme kanseri riskini azaltmada da yardımcıdır.
Bulaşıcı hastalıklarda etken genellikle bakteri, virüs, mantar veya parazit gibi mikro/makro organizmalardır. Meme kanseri ise, hücrenin çoğalmasını kontrol eden karmaşık mekanizmaların çeşitli nedenlerle (genetik etkenler, kimyasallar, hormonlar, radyasyon, stres vb…) bozulmasıyla temel olarak hücre çekirdeğinden başlayan kontrolsüz hücre üremesiyle oluşur. Meme kanseri etkilenen kişide oluşan bir hastalıktır. Meme kanseri bulaşıcı değildir.
Genetik geçişli veya kalıtsal meme kanserleri etken genetik bir bozukluk olduğu ve hücre çekirdeği ile kuşaklar arası geçtiği için kalıtsaldır. Yani meme kanseri olan kişinin kan bağı olan akrabalarında görülebilir. Meme kanseri kalıtılabilir yani genetik geçiş gösterebilir.
Tüm meme kanserlerinin %99’ u kadınlarda ortaya çıkar, %1 oranında erkekler de meme kanseri olur. Meme kanserinin biyolojik ve histopatolojik alt tip oranları kadınlarla erkekler arasında farklılık gösterir. Ancak erkeklerde de meme kanseri görülür. Erkeklerde meme kanseri tedavisi, meme kanserinin genel tedavi ilkeleri açısından farklılık göstermez. Yakalandığı evreye, meme kanserinin alt tipine göre kişiye özel tedavi uygulanır.
Tüm kanserler için radyasyon bir risk faktörüdür. Günümüzde kullanılan yüksek teknolojik cihazlarla radyasyon dozu son derece düşüktür. Meme için mamografi ile alınan radyasyon dozu, yapılacak bir uçak yolculuğu ile alınandan, günlük hayatta 2-3 ay sürede maruz kalınan radyasyondan azdır. Bir mamografide alınan doz, bir akciğer grafisinde alınan radyasyon dozu ile aynıdır. Bilgisayarlı tomografi gibi tetkiklerle karşılaştırıldığında ise 25 kat daha düşüktür.
Mamografini yararı ise çok yüksektir. Meme kanserini klinik olarak görülmeye başlamasından 2 yıl kadar önce kanserin yarattığı değişiklikler mammografi filminde tespit edebilir. Mamografi taramaları ile meme kanseri çok erken evrelerde yakalanır ve tedavi başarısı artar; bu da hastanın yaşam kalitesini artırır. Normal bir kişide 40 yaşında başlayarak her yıl mamografi taraması yapılmalı beklenen ömürden en az 5-10 yıl öncesine kadar sürdürülmelidir.
Mamografinin en son kaç yaşına kadar çekilebileceği konusundaki bilgiler net değildir. Meme kanseri yaşla insidansı artan bir hastalıktır, insan ömrü uzamaktadır, takibin ne zaman sonlandırılacağı konusu kişiye göre planlanmalıdır.
Erken evre meme kanserine yakalandım, yazınızda okuduğum kadarıyla kemoterapi alınmaya bilir yazıyordu, meme de 1.5 cm lik tümör alındı koltuk altında ve diğer organlarda temiz ama bana kemoterapi önerdiler, yaşım 38 lütfen bana yardım edin hocam lütfen
Geçmiş olsun. Meme kanserinin tedavisine sadece evresiyle değil tümörün biyolojik davranışıyla da karar veriyoruz.
Merhalar Hocam… Sol göğsümden meme koruyucu cerrahi ameliyat geçirdim… Sol koltuk altı leflerede bakıldı temiz çıktı…4 kür kemoterapi ve 20 gün Işın gördüm… Tedavim 26 Aralık 2023 ye bitti… O günden bu yana zaman zaman ağrı ve açıma oluyordu ama zamanla ağrılar artmaya ve sıklaşmaya başladı…Son 5 gündür hiç kesilmeden çok şiddetli ağrıyor… Dayanamadığım zaman ağrı kesici Alveres alıyorum ilacın etkisi geçince ağrı yine başlıyor… Kolumda şime yok kol hareketimde kısıtlanma yok… Koltuk altı uyuşukluğunda en ufak bir azalma olmadı… Bu çok şiddetli ağrılarımın sebebi ne olabilir… Lenflerde kopma olmuş olabilir mi?.. Teşekkür ediyorum… SAYGILARIMLA…
Geçmiş olsun. Tedavinizi üstlenen doktorlarla konuşmalı ve muayene olmalısınız.
Merhaba hocam. Göğsümde hareketsiz 2 cm büyüklüğünde düzensiz kitle olduğu söylendi ultrason çekiminde. Bir doktor biyopsi yaptırma kötü huyluysa sıçrar- diğer doktor biyopsi yapmak zorundayım dedi. Kafam o kadar karışık ki korkuyorum. Meme ucumda herhangi bir değişiklik yok. Kötü huylu olsa göğüs ucunda bulgular olmaz mıydı?
Geçmiş olsun. Meme kanserleri trucut biyopsi ile yayılmaz. Biyopsi yaptırma kötü huylu ise sıçrar diyen doktora gitmeyi bırakın. Her meme kanseri meme başında değişiklik yapmaz. Memenizde kanser olduğu bile belli değil. Tanınız yok sizin. Doktorunuzun önerisine uyun biyopsi yapılması gereken bir kitleniz varsa biyopsi yaptırın.
Meme kanseri teşhisi konuldu hocam bana ulaşmanizi istiyorum
Geçmiş olsun aradık ulaşamadık. Tel: 0543 115 10 10 numaralı telefondan randevu alabilirsiniz.
Eşimde meme kanseri şüphesi var
Geçmiş olsun. Mutlaka bir meme cerrahına muayene olarak şüphe ortadan kaldırılmalı. İyi huylu veya kanser olduğu kanıtlanmalı.
Hocam merhaba ben 24 yaşındayım kolumu kaldırdığım zaman sol mememde biraz çöküntü göğüs ucunda sızlama oluyor doktora gittim korkulacak bir şey olmadığını yine de bir ultrason çekilmem gerektiğini söyledi sizce bu çöküntünün sebebi ne olabilir emzirmeyi yeni bıraktım 1 buçuk ay falan oldu meme tam toparlanmadığı için falan çöküntüler olabilir mi yardımcı olur musunuz çok teşekkür ederim
Geçmiş olsun. tarif ettiğiniz önemli bir belirti mutlaka bir meme cerrahına muayene olmanızı öneririm.
Selam, Betul Bozkurt sizle biopsi sonuclarini paylaşsam, cevablandirmaniz mümkünmü. Ben azeriyim. Annem icin soruyurum sizə
Çok geçmiş olsun. Patolojinizi yorumlayamam, çünkü hastanızın kliniğini bilmiyorum. Klinik durumuna patolojisi uymuyorsa yapılacaklar değişir.
Kardeşime Kıbrıs'ta %90 meme kanseri teşhisi konuldu. Henüz biyopsi olmadı. Acele Türkiye'ye getirip teşhis ve tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yapabiliriz. Siz bakabilirmisiniz.
Çok geçmiş olsun. Gelirseniz hastanıza mutlaka gerekli tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayabiliriz.